Zaman, ileriye doğru yaşanandır…

İnsanın zaman, zaman kendine döndüğü anlar vardır. Hani “biraz kafamı dinleceğim” der ya. İşte o anlardan söz ediyorum. Ama bu kendine dönüşler nedense hep içe dönüş oluverir. İçinde ne varsa ? İç ise bir derinliktir ve sizi kendisine doğru çeker, yavaş yavaş ve sessizce… Önce biraz huzur oluşur sonra merak ettiği sorunun cevabına birazdan ulaşma duygusu…

Kendini dinlendirme ile içe dönüş arasında çok ince bir çizgi var sanırım. Hata ve yanlış kelimeleri arasındaki gibi. Aslında o hassas çizgiyi, yaşarken yazdığımız ama okuyamadığımız o muhasebe defterini okumak için çaba sarfederken geçeriz. Bunu yaparkende o derinlik şarhoşluğundan mıdır nedir, çizgiyi geçtiğimizi fark etmeyiz. Sanki herşey o defterde yazılıdır. O defteri okuduğumuzda, alacağımız yeni kararların daha sağlıklı ve doğru olacağını düşünürüz. Oysa gerçekten öyle mi olur ? Yoksa bu bir aldatmaca mıdır ? Öyle içine dönen, değişen, rahatlayan ve düşündüğü gibi olan kaç kişi tanıyorsunuz ? Yoksa size de değişen ve düşündüğü gibi olan kişileri tanımak henüz nasip olmadı mı ?

İş hayatında “daha iyi olmak” adına değişmeye çalışan ve buna ihtiyaç duyan, bunu deneyen çok insan var kuşkusuz. Bu konuda psikologlara, liderlik eğitimlerine, meditasyonlara gidenlerin sayısı ise her geçen gün artıyor. Peki neden ? Belki de bu içe dönüş, insanın geçmişin doğru bulmadığı şeyleri düzeltebilmek için kendine verdiği bir şans. Belki de o yanlışları doğruya dönüştürmeden rahat etmeyeceği gerçeği. Ya da neden herşey planlandığı veya istenildiği gibi gitmiyor telaşı. Bir yerlerde yapılmayan, eksik kalan veya mutlaka yanlış olan bir şeyler olmalı şüpheciliği. Belki de inanç ve sevgi eksikliği…

Peki yaşarken yapılan hataları geriye dönerek bulmak ve düzeltmek mümkün mü ? Mümkün değil diyor içimdeki ses. Çünkü hata, bilerek yapılandır. Mutlaka bir rasyoneli vardır ve onu yaparken hata olarak tanımlamayız. Yani hiçbir insan bile bile hata yapmaz. Yaptığı ve farkına vardığı şey ise yanlıştır. Çünkü yanlış bilmeden yapılan ve sonra da öğrenilendir. Yani düzeltilebilir. Bir an önce düzeltme telaşımız belki bundandır. Şimdi olmadı ama bir müddet sonra… Geç olmadan. “O gün” gelmeden mutlaka…

Hatalar bizimle oluşur, büyür ve ölür. O hesaba çekileceğimiz günü düşünmenin olumsuz halide bundandır. Yaşlanmamayı arzulamak ölümsüzlük gibidir ya işte öyle… Hata, doğru olduğunu düşündüğümüzdür. Cevabını bu dünyada asla doğru kabul etmediğimiz şeyler mesela. Karnemizi aldığımızda çaresiz kabul etmek zorunda kalacağımız şeydir hata…

İnsanı içe döndüren belki de hataları değil yaptığı yanlışlardır. İçe dönüş; hazır vakit varken yanlışları düzeltme, arınma, temizlenme ihtiyacı da olabilir. Belki de var oluşumuzun amacından uzaklaşma, herşeye şüpheyle bakma, itiraz etme, kabul etmeme, tatmin olmama alarmıdır ! Yani tekrar öze dönme telaşıdır. Belki de insan beyni düşünebildiği kadar gerçekleştirme özgürlüğüne sahip değildir. Çok düşünmenin bilmek olmadığı gibi. Düşünüyorsun, yapıyorsun ama düşündüğün gibi olmaması belki de bundandır. Doğru diyorsun yalnış oluyor misali. Bu nedenle, bilmediğimiz şeyleri söylememeli veya yapmamalıyız belki de. Ya iyi ve güzel söyle ya da sus gibi…

İnsanoğlu yaradılışı itibariyle hem hata yapabilen hem de affet beni diyebilen bir varlıktır. Ne muhteşem değil mi ? O halde hata yapmadan veya en az hata yaparak nasıl yaşarızı düşünmek daha sağlıklı olabilir. Burada önemli olan belki de hata değil, hataların verdiği zararlardır. Çevremize verdiğimiz zarar ne kadar büyük ise o kadar zarardayız demektir.

Şöyle bir kafayı dinlemek ancak yanlışlarınızı bulmamızı ve düzeltmemizi sağlar. O da bir şey değil mi diyebilirsiniz. Evet o da “bir” şeydir. Ama asla çoğul değildir. Yani iki olmayanda zararsızdır misali. Bir şeydir ve düzeltilse iyi olur. Peki o bir şeyi bulmak için harcadığınız zaman ? Hayat yanlışlarımızı düzeltmek için yeteri kadar uzun mu ? Rahmetli dedebabam “yarına çıkmaya senedin mi var ?” derdi. Hayır yok ve hiçbir zamanda olmayacak. Bu nedenle geriye değil, ileriye bakmak gerekiyor. Sabah gözlerini açabiliyorsan bunu bir şans olarak değerlendirmek ve bundan mutlu olmak gerekir. İşte sana yeni bir gün daha. Haydi yaşa. Dün yaptığın yanlışları düzeltmek için biraz geç ama bugün yapacaklarını yapmamak için erken. İyi düşün ve yaşa. Peki sana yapılan haksızlıklar, kıskançlıklar, üzüntüler ne olacak ? Üzerinde fazla durmayacağın kadar olacak. Çünkü o gün senin için sana yapılanlar değil, yaptıkların önemli olacak. Çünkü onların hesabını vereceksin, sana yapılanların değil.

Neden insan, hayatı hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar ? Belki de zamanını dolu dolu yaşamanın başka bir yolu yoktur da ondan. İşte bu nedenle zaman ileriye doğru yaşanır. Geriye doğru değil. Bu nedenle yaşarken tuttuğun muhasebe ve Elif Şafak’ın deyimiyle muhabere defterini hiç açmamak gerekir. Çünkü sana verilen zaman, geçmişinle veya sana yapılanlarla hesaplaşmak için olamaz. Yeni ve güzel şeyler yaşaman ve yaşatmak içindir. Kendin olduğun ve etrafındaki insanların iyi ki varsın dediği şeyleri yaşamak, yaşatmak için. İnsan sık sık dinlenmeli ama içine dönmemelidir. Yaşamak için düşünmeli, hem de çok iyi düşünmelidir. Nasıl düşüneceğini öğrenmeli tekrar düşünmelidir. Aklına az zamanda çok şey düşünmeyi hem de sağlıklı düşünebilmeyi öğretmelidir. Sonra bunları korkmadan yaşamalıdır.

Sağlıklı düşünen bir akıl, güzel akıldır, iyi akıldır. Güzel şeyler için her zaman ortaklığa açık akıldır. Çünkü yaradılışımızda kötülük yoktur. Kötülüğü aklımıza biz öğretiriz. Kötülüğü bilmeyen bir akıl, kötü şey düşünmez ve sana da o hatayı yaptırmaz. Ama bunu geçmişine veya düne geri dönerek değil, ileriye bakarak yapabilmeliyiz. Çünkü sahip olduğumuz o mükemmel aklımıza güvenmeliyiz.

Dün yaşanan, bugün ise yaşanmakta olandır. Yarın ise eğer uyanırsan yaşanacak olan. Zaman, ileriye doğru yaşanandır. Geriye doğru bakmak ise yavaşlamak ve yaşanacak şeyleri kaçırmaktır. Yanlış yapacağım diye yaşayamamak sonra da bahaneler bulmaktır. Bize verilen hayat, cennet vaat edilerek geri isteniyorsa o’nu elde etmek için sadece kendimiz için istediğimizi herkes için isteyerek güzel ve basit yaşamak gerekir. Bu kadar karmaşaya gerek var mı ? Hayat kısa bir zaman’dır. Zaman ise ileriye doğru yaşanan…

About tanericten

Marketing Investment Management Consultant- Lecturer since 1998-Two Children-member of BJK and IAA
This entry was posted in Karalamalar. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s