Yarın Olmadan (Zeynep’e)…

Hiç doğmamış bebenin seksen yıllık kaderini
yazar mısın ? hep söylediğin gibi en güzelinden
hem bir başına, hem de en ince ayrıntısına

seksen yıl, yirmidokuzbin ikiyüz gün,
yediyüzbin sekizyüz saat, kırkiki milyon kırksekizbin dakika,..
saniye saniye yaşanacak şekilde

her şeyi düşüneceksin unutma
duyguları, nedenleri, mevsimleri, şehirleri,
yağmur damlaları ve gözyaşlarını
sonra okulları, dersleri, öğretmenlerini
hani o çok sevdiği oyuncaklarını
okuduğu kitapları ve ilk aşkını
giysilerinin renklerini ve modellerini

ilk dans ettiği şarkıyı, sevgililerini ve evlendiği o günü
hobilerini, işini, yöneticilerini ve çocuklarını
hiçbir şey eksik olmayacak sakın unutma
herşey olacak içinde tıpkı senin yaşamın gibi
ama bu kez senin istediğin gibi

onu sen yazmadın, izin vermediler,
kızdın, yazdın, gittin gördün, döndün yine de inkar ettin ya
bunu sen yazıyorsun işte, en başından, istediğin gibi
hem bu yaşında, bu tecrübe, bu duygu ve düşüncelerle hem de bu yüzyılda

sadece bir insanın kaderini istiyorum senden
haddim yok ama
senin gibi şu anda yaşayan dörtmilyar beşyüzmilyon kişinin değil
yanlış anlama sadece bir kişinin

soru sorma bana, bende bilmiyorum…
ben düşünmedim bunları sen düşündün
cebindeki üç kuruşu sen vermedin o çocuğa
ben neden doyuracakmışım ki O doyursunu sen dedin
bana kızdın, suçladın hatta hatırlasana
bindörtyüz yıllık bir kitabı okuyorum
dediklerini yapmaya çalışıyorum diye
acı çekiyorum, aç kalıyorum, üşüyorum,
durduk yere duygulanıp ağlıyorum diye
kızmıştın bana unuttun mu ?

ben öldükten sonra gerisi teferruattır derdin hatırladın mı ?
sevdiğin ve mutlu olduğun şeyi tekrar tekrar yaşardın
ölümü hiç sevmez ondan hep korkardın ya !
sanki bir ömür daha verseler sana
benden daha mutlu olacağını düşünürdüm hep

ben bu satırları yazıncaya kadar
kaç sayfa yazdın, kaç gün, kaç saat,..
sıkıldın mı ama neden,
benden daha bilgilisin oysa
şimdiye kadar kaç kitap yazdın hatırlasana
başla belki bunun da sonu gelir
hem bunu yazabilirsen, herkes okumak ister inan

ya da gel vazgeç bu sevdadan daha vakit varken
dışından söylemen gerekmiyor, duymam hiç gerekmiyor inan
duygulandığında içinden geçir usulca, sonra bir daha söyleme, yapma yeter

toprağı avuçlarında, rüzgarı teninde o çocuğu kalbinde tekrar hisset
artık bu kadar hızlı ve acımasız yaşaman gerekmiyor hayatı
biraz da orada yaşayacaklarını düşün…

kardeşiz ya unuttun mu Adem ile Havva’dan
ne olur artık kalbinin kelepçelerini çöz
bir de öyle bak hayata
vakit geç değil, inan
Hem O’da bunu bekliyor senden
gören gözün, duyan kulağın, hisseden kalbin olmak için
şimdi vakit geç değil ama
yarın olmasın yeter…

About tanericten

Marketing Investment Management Consultant- Lecturer since 1998-Two Children-member of BJK and IAA
This entry was posted in Karalamalar. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s